12 Haziran 2022 Pazar

SAMSUN'UN TARİHÇESİ

 Samsun; Doğal Limanı, çevresine hâkim konumu, korunaklı yapısı ve görselliğiyle tarih boyunca çeşitli medeniyetlerin dikkatini çekmiştir.

Samsun’daki en eski yerleşim yeri Tekkeköy’dedir. Tekkeköy mağaralarından elde edilen arkeolojik bulgular ise Samsun tarihini Mezolotik ( M.Ö. 12000 ile 8.000) döneme kadar götürmektedir. Şehir merkezinde ise M.Ö. 7000 lere kadar giden arkeolojik malzemeler elde edilmiştir.

Yazılı tarihte bölgede yaşadıkları bilinen ilk topluluk Gaşkalar’dır. Gaşka kontrolünde olan bölgeye ulaşamayan Hititler, Samsun’u da kapsayan bu bölgeyi “Yukarı El” olarak adlandırmışlardır. 

Hitit döneminde Samsun’un iç kesimleri Hititlerin kıyı kesimleri ise Gaşkaların elinde idi. Samsun’un büyük bölümü uzun süre ( Yaklaşık olarak M.Ö. 1500- VIII. YY.) Gaşka kontrolünde kalmıştır. Gaşkaların bilinmeyen bir sebepten dolayı burayı terk etmesiyle ( Yaklaşık M.Ö. 722-705) Samsun, önce Orta Asya kökenli Kimmerlerin ( M.Ö. 705-585) onları takiben de İskitlerin hâkimiyeti altında bulunmuştur. Özellikle İskitlerin Türk oldukları hakkında tarihçilerin büyük çoğunluğu hemfikirdir.  



Samsun, Miletoslu tüccarların burada koloni kurmasıyla M.Ö.  7. yy.’da liman kenti olarak daha da önem kazanmıştır. Strabon’un yazdığına göre Samsun’un bilinen en eski adı Enete’dir. Daha sonra ortaya çıkan Amisos adı batılı seyyah ve araştırmacılar tarafından daha çok kullanıldığı için yaygınlaşmıştır. Baruthane’de ortaya çıkan alışveriş merkezi ticaretin gelişmesi ve limanın öneminin artmasını sağlamış,  Samsun’u bir ticaret merkezi haline getirmiştir. Özellikle Osmanlılar

döneminde olmak üzere hâkimiyeti altında kaldıkları devletler için Karadeniz’in kuzeyi ve İç Anadolu’yu birbirine bağlayan önemli merkezlerden biri olmuştur.

Samsun M.Ö. 546 tarihlerinde Pers hâkimiyetine daha sonra da Makedonyalıların hâkimiyetine girdi (M.Ö. 331). Bu tarihten sonra Samsun ve çevresi Roma dönemine kadar hanedan üyeleri İran kökenli olan Mitridates Hanedanlığı’nın kontrolünde idi. Uzun süre Mitridates hanedanı ve Roma arasında bölgenin egemenliği için savaşlar yapılmıştır. M.Ö. 47 İmparator Ceasar Zile’de yapılan savaşta üstünlük kazanmış ve meşhur sözünü burada söylemiştir “ Veni -Vidi -Vici”. Türklerin bölgeye gelişine kadar Samsun ve çevresi önce Roma’nın daha sonra da Bizans İmparatorluğunun toprağı olarak kalmıştır.

1071 Malazgirt savaşının Türklerin nihai zaferi ile sonuçlanması Anadolu’yu bir Türk Yurdu haline getirmiştir. Sultan Alparslan döneminde kısa zamanda Selçuklular, Samsun ve yöresine akınlar başlatmıştır. Danişmentliler her ne kadar Bafra,  Vezirköprü, Havza gibi yerleri almışsa da sahile ulaşmaya muvaffak olamadılar. Anadolu Selçuklu devrinde 1194 yılında Samsun ve yöresi Sultan Kılıç Arslan’ın oğlu Tokat meliki Ruknettin Süleyman Şah tarafından fethedilmiştir. Bu dönemde Saathane’de kurulan Selçuklu kalesinin etrafında ortaya çıkan şehir modern Samsun’un çekirdeğini oluşturmuştur. Baruthane’de o zamanlar Cenevizlilerin elinde olan ve Osmanlı kaynaklarında Gavur Samsun olarak adlandırılan eski koloni şehri varlığını korurken Türklerin kurduğu ve Müslüman Samsun olarak anılan şehir Saathane ve çevresinde hızla büyümeye başlamıştır.  Türkiye Selçuklu devletinin zayıflamasının ardından Samsun ve çevresinde bir dönem Selçuklularla Trabzon Rumları arasında mücadele olsa da 1214’ten itibaren şehir Türklerin kontrolünde kalmıştır. 1243’ten sonra ortaya çıkan Moğol hâkimiyeti sırasında Samsun’daki Türkler varlıklarını korumayı başarmıştır. XIV. yüzyıl başlarında ortaya çıkan Canik Beylikleri bunun göstergesidir. Osmanlı hâkimiyetine kadar Samsun’a hâkim olan bu beylikler Taceddinoğulları, Taşanoğulları, Kubadoğulları ve Bafra beyleridir. Samsun ilk olarak Yıldırım Bayezid döneminde Osmanlı idaresine girmiştir. Ankara Savaşının ardından Çelebi Mehmed’in bölgeye yönelmesiyle Samsun tamamen Osmanlı hâkimiyetine girmeye başlamıştır. 1419’da Kubadoğulları ve Bafra Beyleri, II. Murad zamanında da 1427-1428’de Taceddinoğulları, 1430’da ise Taşanoğulları beyliğinin ortadan kaldırılması ile Samsun, tamamen Osmanlı Devleti’nin kontrolü altına girmiştir. Böylece şehir merkezindeki iki kalede de Osmanlı hâkimiyeti başlamıştır.

Kuruluşundan beri gerek ticari, gerek stratejik olarak elverişli bir konumda olan Samsun Karadeniz’in en büyük ve gelişmiş şehridir. Bu özelliğini yüzyıllar boyunca koruyan, çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan Samsun’un her bir köşesinden tarih fışkırmaktadır. Nihayet 19 Mayıs 1919’da Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Milli Mücadeleyi başlatmak için Samsun’a ayak basması şehre değişik bir kimlik kazandırmıştır. Samsun artık Dünya milletlerine örnek teşkil eden Türk Milli Mücadelesinin simge şehridir. 


                                                                                                                                            KAYNAKÇA


SAMSUN'DA SPOR AKTİVİTELERİ

 KAYAK:



Akdağ, Samsun bölgesinin en yüksek dağı olup, kuzeyinde Ladik Ovası ve Ladik Gölü bulunmaktadır. Ovanın 1000 ve 2000 m yükseltileri arasında üç yayla bulunmaktadır. Kayak, kızak ve karda rafting yapılabilmektedir.

Akdağ, Kış Turizmi Merkezi olarak ilan edilmiştir. Telesiyej yapılmış olup  dinlenme ve konaklama tesisiyle kış turizmine hizmet vermektedir.

 

GOLF:



           Türkiye'nin ilk denize dolgu golf sahası

DOĞA YÜRÜYÜŞÜ:




Samsun Doğa Yürüyüşü

  • Canik - Canik-Asarcık Yolu
  • Kavak - Çakallı (Ata Yolu) Sıralı Köyü    
  • Lâdik - Akdağ Mevkii,  Ladik Gölü
  • 19 Mayıs - Yörükler Mevkii, Nebiyan Ormanlarında, Nebiyan Yaylası, ilçe Merkezindeki Kent Ormanı, Sarıgazel Ormanları, Geleriç Subasar Ormanları  
  • Tekkeköy - Asarağaç Mesire alanı ile Bayrak Seyir Tepe arası 
  • Vezirköprü - Kunduz Ormanları

ÇİM KAYAĞI:



Akdağ, Samsun bölgesinin en yüksek dağı olup, Çim kayağı yapılabilmektedir.

REKREASYON ALANLARI:



Son 10 yılda Samsun rekreasyon alanında Türkiye'nin en hızlı gelişen şehri olmuş, bu sayede 1999 yılında kişi başına düşen yeşil alan 0,83 metrekare iken bugün Türkiye ortalamasının üzerine çıkarak kişi başına düşen yeşil alan 9,02 metrekareye ulaşmıştır.

Şehrin iki yakasında bulunan parklardan Batıpark 1.000.000 metrekare ve Doğupark 250.000 metrekare ile iç ve  dış turizme sunulmuş, bu alanlarda çeşitli aktivite yapma olanağına yer verilmiştir.


KAMPing:



Sakin doğası, yemyeşil manzarası ve bol oksijenli havasıyla doğaseverlerin en çok ziyaret ettiği yaylalardan olan Aktaş yaylası özellikle kampçıların ilgisini çekiyor. Lâdik gölü manzarası eşliğinde hem çadır kampı hem de karavan kampı yapılabilen yayla yöre halkı tarafından da mesire alanı olarak kullanılıyor. Özellikle bahar aylarında rengârenk çiçekler yaylada tam bir renk cümbüşü yaşatıyor. Bu güzel anları fotoğraflamak isteyen doğa fotoğrafçıları da yaylanın yolunu tutuyor.

10 Haziran 2022 Cuma

SAMSUN'DA YAŞAYAN İNSANLARIN GEÇİM KAYNAKLARI

                                                                                                                       TÜTÜN


Samsun İlinin ekonomik yapısını oluşturan sektörlerin başında tarım sektörü gelmekle birlikte sanayi, hayvancılık ve turizm de önemli bir yer işgal etmektedir. İl ekonomisinde büyük etkisi olan tarımsal ürünler; buğday, tütün, mısır, ayçiçeği, şeker pancarı, fındık, çeltik ve sebzedir.

                                                             

                                                              FINDIK


Samsun İli, fındık üretimi bakımından Türkiye üretiminin %10.3'ünü karşılamakta olup, Ordu, Giresun ve Trabzon illerinden sonra 54.3 bin ton üretimle dördüncü sırayı almaktadır (8). Araştırma alanı olarak seçilen Samsun İlinin Terme, Çarşamba, Salıpazarı ve Ayvacık ilçelerinde yaygın bir fındık üretimi yapılmaktadır.


SAMSUN'UN DOĞAL GÜZELLİKLERİ

                                        ŞAHİNKAYA KANYONU


 Kızılırmak üzerindeki en dar, en uzun geçit burası. Dağ oluşumu (Orojenez) ve akarsu aşındırması sonucu meydana gelen Şahinkaya Kanyonu 2,5 km uzunluğundadır.

Vezirköprü İlçesi’nde Altınkaya Baraj Gölü’nde bulunan Şahinkaya Kanyonu, kente gelen yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oldu. 3 bin 250 metre uzunluktaki kanyonda su derinliğinin ortalama 106 metre olduğu kanyon yüksekliğinin ise 340 metreye kadar çıktığı belirtildi. Çeltek köyü mevkii ve Şahinkaya kanyonu Kültür ve turizm Bakanlığı tarafından Turizm bölgesi ilan edildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı 05/06/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlülüğe girdi. 

Vezirköprü’nün 17 km. kadar kuzeybatısında bulunan Kanyon (Yarmavadi), Altınkaya barajının en dar yeri olma özelliği ile de dikkat çeker ve yaklaşık 1500 metre uzunluğundadır. Vezirköprüde sadece Osmanlı ve Selçuklu değil, Hititlere kadar uzanan bir medeniyet geçmişinin izleri ve birikimleri var. Hitit Krallarının tahta çıkarken kutsandığı yer de Vezirköprüdedir. Şu an bu bölgede Alman arkeologlar kazı çalışmaları yapıyor. Dolayısıyla gerek Kunduz Dağı gerekse Şahinkaya Kanyonu gelecek yıllar içinde gerçekleşecek adımlarla hatırı sayılır bir çekim yeri olma yoluna girmiştir.


                            KIZILIRMAK DELTASI KUŞ CENNETİ



Bugüne kadar 340 kuş türü saptanmış ve bu türlerin 140 adedi bu alanda üremelerini  gerçekleştiriyor.
      Bir "Kuş Cenneti" olan belde, Kızılırmak Deltası'nın, Karadeniz sahilinde tabii özelliklerini koruyabilmiş en büyük sulak alanı. Deniz, ırmak, göl, kumul, sazlık, bataklık, orman ve tarım  alanları  gibi  hayat  ortamlarının sağlıklı  bir  ekosistem  içinde  bir  arada bulunmaları  "Bafra  Kuş  Cenneti"  ne biyolojik bakımdan zenginlik ve çeşitlilik sağlıyor.  Türkiye’de  bulunan  420  kuş türünden, deltada bugüne kadar 340 kuş türü saptanmış ve bu türlerin 140 adedi bu alanda üremelerini  gerçekleştiriyor.  Tüm dünyada nesli tehlike altında olan 24 kuş türünden, 15  adedi deltada tespit edilmiş. Bunlardan  Büyük  Deniz  Düdükçünü, Kuzey incikuşu, Küçük Kirazkuşu ve Ak Kirazkuşu son 20 yıldır sadece Kızılırmak Deltası 'nda görülüyor Nesli tehlikede olup "Bafra Kuş Cenneti"nde görülen diğer kuş türlerinden bazıları; Tepeli Pelikan, Cüce Karabatak, Alboyunlu Kaz, Dikkuyruk, Şah Kartal, Deniz Kartalı, Küçük Kerkenez, Tarda. Bunlar arasında Deniz Kartalı, Tepeli Pelikan, Kara Leylek, Leylek, Turna, Balıkçıl, Ördek Yağmurcan ve ötücü kuş Passeriformes da bulunuyor. 100.000 su kuşunun barınması, deltanın besin maddesince ve fauna elemanlarınca zenginliğinin en iyi göstergesi…
      Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti’nde, 1 adet Ziyaretçi Merkezi, 1 adet Yönetim Merkezi ve 2 adet Kuş Gözlem Kulesi bulunmaktadır. Deltayı gezi amacıyla ziyaret eden kişilerin; delta hakkında bilgi edinmeleri için, Ziyaretçi Merkezi binasında Görüntü İzleme Merkezi, Sergi Salonu, bölgeye has ürünlerin tanıtıldığı satış reyonu gibi alanlar bulunmaktadır. Görüntü izleme merkezinde deltanın farklı yerlerine yerleştirilen dört adet kamera ile alınan görüntüler ziyaretçiler tarafından izlenebilmekte ve Kuş Gözlem kulelerinde, meraklı kuş gözlemciler izleme yapabilmektedir.

SAMSUN'UN TARİHİ YERLERİ

                                                             BANDIRMA VAPURU


        Gemi 1878 yılında İskoçya'nın Glasgow kentinde Mac. Intyre Paisley - Huston and Cardett tersanesinde 21 sıra numarası ile 279 grostonluk yolcu ve yük vapuru olarak inşa edilmiştir.[1] Geminin ilk sahibi Dussey and Robinson şirketi gemiyi Trocadero adı altında 5 yıl çalıştırdı. 1883 yılında Yunanistan'daki H. Psicha Preus Firmasına satıldı. Kymi adını alarak, geminin Londra'da olan kaydı Pire Limanına alınmıştır. 1890 yılında H. Psicha Preus firması gemiyi başka bir Yunan firması olan Cap. Andereadis firmasına satmış, 12 Aralık 1891 tarihinde kaza sonucu batmış, aynı yıl içerisinde yüzdürülüp Kymi adı ile İstanbul Rama Derasimo firmasına satılarak İstanbul Limanına kayıt edilmiştir.

1894 yılında o zamanki Deniz Yolları İşletmesi anlamına gelen İdare-i Mahsusa'ya nakledilmiş ve Türk bayrağı çekilerek, adı Panderma olarak değiştirilmiştir. Marmara Denizi kıyılarında, TekirdağMürefteŞarköyKarabigaErdek arasında yük ve yolcu seferleri yapmıştır. İdare-i Mahsusanın statü değiştirerek 28 Ekim 1910 yılında Osmanlı Seyrüsefain İdaresi (Osmanlı Denizcilik İşletmesi) olunca geminin adı Bandırma olarak değiştirilerek posta vapuru haline getirilmiştir.

                              

                          Samsun Atatürk Anıtı (Onur Anıtı)


Samsun’un simge yapılarından biri olan Atatürk Anıtı, Avusturyalı heykeltıraş H. Kriphel tarafından bronz malzemeden yapılmıştır. Heykel, 15 Kasım 1931 senesinde bir vapur yolculuğu ile Samsun’a ulaşmıştır. 15 Ocak 1932 senesinde ise heykelin açılışı gerçekleştirilmiştir.

Yaklaşık 4 metrelik bir kaide üzerinde yükselen bu görkemli heykelim toplam yüksekliği ise 8,85 metredir. Heykelde şahlanmış bir at üstünde Atatürk’ün kılıcına uzanması tasvir edilmiştir. Heykel, Atatürk Parkı içinde yer almaktadır. Heykelin bulunduğu nokta, Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı yer olması nedeniyle de büyük öneme sahiptir.

SAMSUN'UN GELENEKSEL MUTAFAĞI

SAMSUN'UN GELENEKSEL MUTAFAĞI



 

                                          Samsun Mutfak Kültürü

Ülkemizin yemek kültürü bakımından ne denli zengin olduğu herkesçe bilinmektedir. Karadeniz’in başkenti olarak anılan ve yerleşim tarihi asırlar öncesine dayanan Samsun’da da bu zenginlikleri bulabilmek mümkün. Birçok kültürden etkilenen Samsun mutfağı Karadeniz, Anadolu, Balkan ve Kafkas mutfağının izlerini taşır.

Kendine has lezzetleriyle Türk mutfağında önemli bir yere sahip olan Samsun mutfağında bölgeye özgü bitkiler ağırlıklı olarak kullanılmakta çorba, yemek ve turşu gibi çeşitlerde değerlendirilmektedir.

Cumhuriyetin temellerinin atıldığı şehir olan Samsun’un coğrafi özellikleri, tarihi ve kültürü mutfağına da yansımış ve ortaya zengin bir menü çıkmıştır. Çorbadan et yemeklerine, salatadan tatlılara kadar kendine özgü yemek kültürü olan Samsun mutfağı herkesi hayran bırakmaktadır.

Samsun denilince akla ilk gelen yiyeceklerden biri de Bafra Pidesi. Samsun’u ziyaret eden herkesin mutlaka denediği Bafra Pidesi ülke çapında popüler olmuştur ve birçok yerde yapılmaktadır. Bir kere denedikten sonra insanda tekrar deneme isteği uyandıracak Samsun yöresine özgü birçok yemek hakkında bilgiyi yazımızda bulabilirsiniz.

SAMSUN'A DAİR


                                              SAMSUN

 Türkiye'nin büyükşehir statüsündeki otuz ilinden biridir. Karadeniz Bölgesi'ndeki Orta Karadeniz Bölümü'nde, Türkiye coğrafyasının en kuzeyinde merkezî bir noktada yer alır. On yedi ilçesi ve 1.247 mahallesi bulunan Samsun, 1.371.274 kişilik nüfusuyla bölgenin en yüksek, Türkiye'nin ise on altıncı en yüksek nüfuslu ilidir. Doğusunda Ordu, güneyinde Tokat ve Amasya, batısında ise Çorum ve Sinop illeri ile çevrili olup kuzeyinde Karadeniz bulunur. Karadeniz Bölgesi'nin eğitim, sağlık, sanayi, ticaret, ulaşım ve ekonomi açılarından en gelişmiş şehri olan Samsun kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerden biridir.

Yerleşim geçmişi MÖ 60.000 yılına dek uzanan Samsun'da varlığı bilinen en eski halk MÖ 12. yüzyıla kadar burada bulunan Kaşkalardır. Kaşkaların ardından Hitit dönemini yaşayan şehir, MÖ 1182 ile MÖ 546 yılları arasında birkaç kez el değiştirmiş ve devamında Pers hâkimiyetine girmiştir. Perslerin ardından MakedonyaPontusRomaBizans egemenliği gören Samsun, bunların ardından bir Ceneviz kolonisi hâline gelmiştir. Bu dönemde Dânişmendliler Beyliği tarafından kuşatılan şehir alınamamış ve şehrin hemen yanına "Müslüman Samsun" adıyla bilinen yeni bir şehir kurulmuştur. I. Mehmed dönemine dek iki Samsun şehri de varlığını sürdürmüş, bu dönemde her iki şehir de Osmanlı Devleti topraklarına katılarak birleştirilmiştir. 1422-1428 yılları arasında Kubadoğulları eline geçen Samsun, 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin ilânına dek Osmanlı hakimiyetinde kalmıştır. Türkiye'nin kurulmasına dek uzanan 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışıyla başlayan sürecin başlangıç durağı olması nedeniyle özel bir konumu bulunan Samsun 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'na ev sahipliği yapmaktadır. Buna izafeten resmî mahiyete sahip "Güneşin Doğduğu Şehir" sloganıyla tanıtılmakta, Samsun 19 Mayıs Marşı ise Samsun'un resmî marşı mahiyeti taşımaktadır. Öte yandan "Karadeniz'in Başkenti" ve "Atatürk'ün Şehri" olarak da anılmaktadır.

SAMSUN'UN TARİHÇESİ

 S amsun; Doğal Limanı, çevresine hâkim konumu, korunaklı yapısı ve görselliğiyle tarih boyunca çeşitli medeniyetlerin dikkatini çekmiştir. ...